Savunma sanayiinde bilgi ve teknoloji birlikteliği Savunma sanayiinde bilgi ve teknoloji birlikteliği

Savunma sanayiinde bilgi ve teknoloji birlikteliği



16/04/2021 14:15

Etkin bir savunma sanayiine ulaşmak için bilgi ve teknoloji birlikteliği ne derecede önemlidir?
BU HABERİ
PAYLAŞ

Teknopark İstanbul tarafından 3 ayda bir yayımlanan "Target" dergisinin 10. sayısında, savunma sanayiinde bilgi ve teknoloji birlikteliğinin önemine değinen bir yazıya yer veriliyor.

Target dergisinin 10. sayısına, mobil uygulamamızın dergi bölümünden ücretsiz olarak ulaşabilirsiniz.

Dergide yer alan “Etkin ve Rekabetçi Savunma Sanayii İçin Bilgi ve Teknoloji Birlikteliği” başlıklı yazıyı, takipçilerimize sunuyoruz:

ETKİN VE REKABETÇİ SAVUNMA SANAYİİ İÇİN BİLGİ VE TEKNOLOJİ BİRLİKTELİĞİ

Bugün dünya genelinde savunma sanayii ülkeleri bir yandan başarılı olmaya devam ederken, diğer yandan başarıyı sürdürülebilir kılma sürecinin en önemli parçasının bilgi olduğunu daha net anlamaya başladılar.

Üniversitelerin öneminin farkına varılması daha ziyade savaşlarla yani savunmayla gerçekleşen bir durum. Toplumun tüm yönleri için sayısız sonuçlara sebep olan savunma durumu, ortaya konan sorunlara ve zorlu sürecin içinden çıkmaya çoğu zaman bilginin üstünlüğü ile ulaşmaya çalıştı. Birinci Dünya Savaşı’na kadar nispeten kapalı bir dünyadan ulusal ve uluslararası sistemlere dahil olan üniversiteler, 1914’ten itibaren görünür oldu. Savaşlar, ülkeler için her ne kadar yıkıcı olsa da savunma sanayiinin gelişmesinde lokomotif görevi gördüler, görmeye de devam ediyorlar. Savaşların ve ülkelerin kendilerini savunma ihtiyacının bir sonucu olarak, dünden bugüne, bu alanda sürekli artan bir bilgi birikimi ve teknolojik ilerlemeler yaşanıyor. Bu ilerleyişin ana aktörlerinden biri üniversiteler ve eğitim yuvaları. Ülkeler, özellikle Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında üniversiteler üzerinden bilim ve teknoloji alanında araştırmalarına yoğunluk verdiler.

İkinci Dünya Savaşı devam ederken, ABD üniversitelerinden önde gelen pek çok akademisyen ve bilim insanı, sadece atom bombasını icat edip savaşın kaderini değiştirmekle kalmadı, aynı zamanda savaşın oluşturduğu yıkımın da telafisi haline geldi.

Savaş sonrasında Amerika’da ve dünyanın pek çok yerinde üniversiteler, savaş sonrası tahrip olan ekonominin panzehri olarak değerlendirildi; bu bilim yuvalarında oluşturulan bilgi sanayiye aktarılarak ekonomik gelişme elde edilmeye çalışıldı. Ve üniversitelerin elde ettiği başarılar, sanayi-üniversite iş birliklerinin öneminin farkına varılmasını sağlayarak bu yönde yapılar, sistemler ve platformlar oluşturulmasını sağladı. Savaş döneminde başlayan bu ikili ilişki, bilginin, teknolojik gelişmelerdeki rolünün hakimiyetiyle sürdürülüyor; özellikle üniversitesanayi iş birliğinin köprüsü haline gelen teknoparklar ile beraber daha da geliştiriliyor. Bugün dünya çapında savunma sanayii firmaları tekno kentler içinde Ar-Ge faaliyetleri yürüten, ürün geliştiren, yenilikçi teknolojiler kovalayan en önemli sektörlerden biri haline geldi. Ülkemizde teknoparkların son 10 yıldır varlık göstermesi ve Ar-Ge alanındaki yatırımların henüz son yıllarda artmaya başlaması sebebiyle, savunma sanayii, bilim ve teknoloji arasındaki iş birliği dünyadaki ile aynı seviyede olmasa da büyük bir gelişme söz konusu. Bugün Türk savunma sanayii firmaları, teknoparklar içinde yüzde üçlük pay ile bilgisayar-iletişim, elektronik, makine ve enerjiden sonra en fazla yoğunluk gösteren sektörlerden biri. Savunma sanayiinin son yıllardaki gelişimine paralel olarak, sektör firmalarının üniversitesanayi iş birliğinin öneminin farkına varmaları sonucu, teknopark içerisinde yer alma süreçleri daha da hızlandı. Sektör aktörlerinin ve artan start-up sayısının yükselişine paralel olarak bilim tarafında yapılan anlaşmalar, üretilen projeler ve ikili araştırmalar da hızla artıyor.

Savunma sanayii, doğası gereği temelleri teknoloji üzerine atılan bir sektör. Son 20 yılda teknolojinin yıkıcı bir boyuta ulaşması ile sadece savunma değil, dünyadaki tüm sektörler teknolojiye odaklanır oldu. Bu gerçekle beraberse bir başka gerçek biraz göz ardı edildi; bilginin ürettiği değer. Ancak son dönemde teknolojinin 5G, siber, blockchain, yapay zeka, nesnelerin interneti, makine öğrenmesi, bulut gibi alanlarda ortaya koyduğu oyun değiştirici tavır, asıl katma değerin bilgi ve teknoloji birleşiminden ortaya çıktığını daha net vurguladı.

Bugün dünya genelinde savunma sanayii ülkeleri bir yandan başarılı olmaya devam ederken, diğer yandan başarıyı sürdürülebilir kılma sürecinin en önemli parçasının bilgi olduğunu daha net anlamaya başladılar. İnovasyona duyulan ihtiyaç ve istihbarat genelinde veri kullanımını dönüştürmede, endüstri ve akademi ile ortaklıkların önemi bilgiye yatırımı daha da artırmaya başladı.

TÜRK SAVUNMA SANAYİİ 2023 HEDEFİNE BİLGİ-TEKNOLOJİ-İNSAN VİZYONUYLA HAZIRLANIYOR

Son 15 yılda Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında dünya çapında bir başarının mimarı olan Türk savunma sanayii de özgün ve yerli ürün, sistem ve platform projelerinin hayata geçirilmesi, yerlilik hedefine ulaşma noktasında katma değerli teknoloji üretimi alanındaki gelişmelerle beraber bilimin ortaya koyduğu değerlere daha fazla ihtiyaç duymaya başladı. Diğer yandan dünyada yaşanan teknolojik gelişmeler doğrultusunda sektörde; değişim ile yeniliğe ve değişen süreçleri yönetecek nitelikli insan gücüne de ihtiyaç her geçen gün artıyor. Milli Teknoloji Hamlesi’nin ortaya koyduğu yüzde 100 yerli ve milli üretim vizyonunun ortaya konmasında nitelikli iş gücünün önemine her geçen gün daha fazla atıfta bulunuluyor; sadece savunma sanayii de değil, ülkenin kalkınmasında kalifiye istihdamın öncü rol oynayacağının altı çiziliyor.

Bugün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de modern savunma sanayiinin ilerleyişi, akademik bilgi ve bu bilgiye sahip nitelikli iş gücü ile paralel ilerliyor. Sektörde ileri teknoloji gerektiren her türlü üretim faaliyeti ancak kalifiye ve teknik bilgiye sahip çalışanlarca mümkün oluyor. Küresel arenada hızla değişen teknolojilerin yakından takip edilebilmesi ve rekabet üstünlüğü için sürekli geliştirilebilmesi, bilgi yollu iş birliklerine ve insan gücüne ihtiyaç duyuyor. Bu sebeple son derece stratejik bir üretim alanını tanımlayan savunma sanayiinde sektörün rekabet gücünü artırmak için bir yandan akademi ile iş birlikleri artırılırken diğer yandan teşvik edici eğitim süreçleri, staj olanakları, teorik bilgiyi pratiğe dönüştürecek projelerle üniversitelerdeki iş gücünün içeriye dahil edilmesi ve mevcut iş gücünün niteliğinin artırılması için çalışılıyor. Savunma sanayiinin nitelikli istihdam kapasitesinin artırılması ve yerli bilgi ve teknoloji üretimi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının yerli olarak karşılanmasının yanında sektörün her sene artırdığı ihracat hamlesi için de kritik değerde.

Tüm bunlardan dolayı da başta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir olmak üzere sektörün kanaat önderleri ve aktörleri tarafından eğitimin, akademik iş birliklerinin ve vasıflı iş gücünün önemine sürekli vurgu yapılıyor.

Savunma sanayiinde ve bağlantılı teknolojilerdeki başarılarda nitelikli insan kaynağının önemli bir faktör olduğuna sıklıkla işaret eden Bakan Mustafa Varank, TÜBİTAK’ın insan kaynağına yönelik çalışmalarının önemli olduğunun ve bunların artırılması gerektiğinin altını çiziyor.

TÜBİTAK, bu anlamda hayata geçirdiği Sanayi Doktora Programı ile Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri doğrultusunda sanayide ihtiyaç duyulan doktora derecesine sahip nitelikli insan kaynağının üniversite-sanayi iş birliği kapsamında yetiştirilmesini, sanayide doktoralı araştırmacı istihdamının teşvik edilmesini hedefliyor. TÜBİTAK’ın diğer önemli çalışmalarından biri olan Uluslararası Lider Araştırmacılar programı kapsamında, Türkiye açısından stratejik değer taşıyan alanlarda yürütülecek projelere katkı sağlamak, bilimsel teknolojik çalışmaları desteklemenin yanında yurt dışında çalışma deneyimine sahip başta Türk bilim insanları olmak üzere nitelikli araştırmacıların yurt dışından Türkiye’ye gelmelerini teşvik etmek için destek veriliyor. Çalışmalarını Türkiye’nin önde gelen üniversite, sanayi, kurum ve kuruluşlarında vermeleri için gerekli ortam sağlanıyor.

TÜBİTAK bünyesinde faaliyet gösteren TÜBİTAK SAGE, savunma sanayiine rekabet gücü ve katma değeri yüksek teknoloji, ürün ve hizmetleri Ar-Ge yoluyla sağlamak adına savunma sanayiinin temel aktörleri ve üniversiteler arasındaki boşluğu dolduran en önemli unsurlardan biri. TÜBİTAK yine çatısı altındaki TÜBİTAK TEYDEB ile de savunma sanayiiüniversite iş birliklerinin geliştirilmesini ve güçlü Ar-Ge çalışmalarının ortaya çıkmasını sağlıyor.

Dışarıya bağımlılığı azaltmada eğitimin ve akademik iş birliklerinin önemine her yeri geldiğinde vurgu yapan Prof. Dr. İsmail Demir de bu yılın ocak ayında gerçekleşen 3. Savunma Sanayii Buluşmaları’nda savunma ekosistemini sürdürülebilir hale getirmek için eğitim altyapısını güçlendirdiklerini aktardı.

Türkiye’nin en önemli değerinin beşeri sermaye olduğunu ısrarla hatırlatan Prof. Dr. Demir, eğitimli insan kaynağının herkesin sorumluluğunda olduğunu ve bu alanda hayata geçirilecek politikalarla ülkeyi geleceğe taşımak gerektiğini vurguluyor. Savunma sanayiinin önemli ancak ülkenin daha da ileriye gidebilmesi için tek başına yeterli olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Demir, sanayi ekosisteminin bu konuya tümden mobilize olması gerektiğini söylüyor. Bilim ve teknolojinin birlikte ilerlemesi gerektiğini ifade eden Demir, bu iki önemli gücün ışığında geleceğin teknolojilerine hazırlanmak gerektiğinin altını çiziyor.

T. C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) 2018’in aralık ayında faaliyete geçirdiği Vizyoner Genç platformu da savunma sanayiinin gelişimi adına önemli hamlelerden biri. Gençlerin fikirlerini, projelerini paylaştığı bu platform hem gençlerin sektöre yönelik hevesini artırmayı hem de sektörün donanımlı insan kaynağına daha hızlı ulaşmasını hedefliyor. Platform aynı zamanda gençlerin teknolojik çalışmalarını, staj faaliyetlerini, projelerini ve savunma sanayii içinde oluşturmak istedikleri kariyer hedeflerini de destekliyor.

SSB, sektörel iş birliği ve nitelikli iş gücü doğrultusunda sektörün önde gelen firmaları, üniversiteler ve kurumları ile de iş birliği gerçekleştiriyor. Bilgi transferinin daha sistemli hale gelmesi için SSB, ODTÜ, ASELSAN, ROKETSAN ve TAI iş birliğinde 2012’de hayata geçirilen “Savunma Sanayii için Araştırmacı Yetiştirme Programı” (SAYP) bugün 31 üniversite ve 35 savunma sanayii şirketi ile yoluna devam ediyor. SAYP, üniversiteler ile sektör arasındaki iş birliğini artırmak; sektör çalışanlarınca hazırlanan lisansüstü tezlerin, firmaların Ar-Ge ihtiyaçlarına yönelik yapılandırılması ve lisansüstü öğrencilerinin firmaların olanak ve kabiliyetlerini kullanarak Ar-Ge elemanı olarak yetiştirilmesi hedefleri doğrultusunda çalışmalar yürütüyor.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, sektörün bilgi ihtiyacına destek olmak adına üniversiteler ve bilim-araştırma kuruluşlarının yanı sıra mesleki ve teknik liselerin sayısının artması için de çalışmalar gerçekleştiriyor.

Sektörün kalifiye eleman ihtiyacının yanı sıra ara eleman açığının da kapatılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. İsmail Demir, SSB adına T.C. Millî Eğitim Bakanlığı ile Mesleki ve Teknik Eğitimi Geliştirme İş Birliği Protokolü’nü 2019 yılında imzaladı. Güncel teknolojiye uygun olarak teorik ve uygulamalı mesleki eğitim verilmesini sağlayan protokol, 2023 hedefine katkı sunuyor. Özellikle yeni nesil teknolojilerin ders olarak verilmesinin önemine değinen Demir, “Siber güvenlik, büyük veri ve yapay zekâ konularında temel düzeyde verilen bu eğitim, ülke genelinde farkındalık oluşturulmasına yönelik katkı sağlayacak ve bundan sonraki eğitimler, daha ileri düzeyde olacak, daha geniş alanları kapsayacak şekilde uygulanacak” diyor.

Bilginin hem teknolojinin hem de katma değerli kazanca giden yolun arkasındaki asıl itici güç olduğunu fark eden savunma sanayii firmaları da son yıllarda hem akademik iş birliklerini artırmaya hem de eğitsel altyapılarını güçlendirmeye başladılar. STM, HAVELSAN, ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, SAHA İstanbul gibi Türk savunma sanayiinin öncü şirketleri bünyelerinde kurdukları akademilerle hem kendi çalışanlarının performansını dönüştürmeyi hedefliyor hem de üniversitedeki gençlerin teorik bilgiyi pratikleştirmesini ve daha erken şekilde sektörü tanımalarını sağlıyor. Bu şirketler aynı zamanda üniversitelerle sektöre yönelik lisansüstü programlar yürütüyorlar. ASELSAN; Gazi, Gebze Teknik, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile imzaladığı Lisansüstü Eğitim Protokolü ile sektörün geleceğine yönelik önemli bir yatırımı hayata geçirmiş durumda.

Diğer yandan son yıllarda hem teknoparkların sayısının artması hem de devletin çeşitli kurum ve kademelerinin sağladığı teşviklerle sektörde akademi kökenli KOBİ ve start-up sayısı da her geçen gün artıyor. Yüksek Ar-Ge ile faaliyet gösteren bu küçük şirketler, sektörün dışa bağımlılığının azaltılmasında anahtar konumda. Ayrıca, son yıllarda savunma sanayii alanında faaliyet göstermekte olan firmaların sayısındaki artışa paralel olarak, sektördeki nitelikli eleman istihdamında da artış kaydedildi. Yeni kurulan savunma sanayii firmaları, yeni iş olanakları oluşturmaya devam ediyor.

Savunma sanayii bugün 73 binin üzerinde istihdama sahip ve İsmail Demir, bu noktadaki 2023 hedeflerinin 80 bin kişi olduğunu belirtiyor. Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi’nin verilerine göre, sektörde son beş yıl içinde işe girenlerin sayısı dört kat arttı. Son beş yıl içinde sektöre dahil olanların içinde mühendislerin oranı yüzde 92 seviyesindeyken, SASAD’ın verileri, sektörün genelinde bu oranın yüzde 25 ve üniversite mezunu sayısının ise yüzde 10 oranında olduğunu gösteriyor. Bu rakamlar, sektör adına teknolojik üretim, tasarım ve geliştirme faaliyetlerinin yoğunluğuna bir işaret olarak yorumlanıyor. Nitelikli bir çalışan profiline sahip olan sektörde akademik kariyer yapmış eleman istihdamına yönelim sürekli artıyor.

BİLAL TOPÇU TEKNOPARKİSTANBUL GENEL MÜDÜRÜ "AKADEMİ-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ KÜRESEL ÖLÇEKLİ KALKINMANIN EN ÖNEMLİ UNSURLARINDANDIR"

Teknoloji üretimi yoğun oranda bilgiye sahip olmayı zorunlu kılarken, aynı şekilde bilginin ticarileşebilmesi, teknolojik üretime dönüşmesi için sanayide kullanılması da büyük bir önem taşıyor. Bu nedenle günümüzde teknolojik kalkınma hedefleri koyulurken akademi ve sanayinin iş birliği öne çıkıyor. Bu durum elbette ki, savunma sanayii için de kritik bir önem taşıyor. Çünkü yüksek teknoloji üretimini kapsayan bu sektörde teknolojik ürün ve çözümlerin hayata geçirilmesi için akademik bilginin kullanılması, akademik bilgi üretenlerin desteklenmesi gerekiyor.

Teknolojik gelişmelerin üç önemli aktörü olarak karşımıza çıkan bilgi ve bilimin üretildiği üniversiteler, üretilen bilginin ürüne (teknoloji) dönüştürülüp pazarlandığı sanayi şirketleri ve bu sistemin rahatça büyüyüp yeşereceği ortamı hazırlayan yönetim (devlet) mekanizmasının doğru çalışması; yeniliği, teknolojide güçlü rekabeti ve doğal olarak küresel ölçekte kalkınmayı tetikliyor.

Akademide üretilen bilginin sanayide kullanılabilmesi ancak teknoloji ara yüzleri olarak kabul edilen teknoparklar ve Ar-Ge merkezleri aracılığıyla mümkün hale geliyor. Türkiye’nin yüksek teknoloji merkezi Teknopark İstanbul olarak biz de kamu, sanayi ve üniversite iş birliklerinde başarılı sonuçlar elde edilmesi için önemli çalışmalar yürütüyoruz. Gerek kampüsümüzde açılan üniversite Ar-Ge merkezleri gerek kuluçka merkezimiz gerekse teknoloji transfer ofisimizle bu noktada bölgemizdeki akademik iş gücünün ve bilgi birikiminin sanayiye entegre edilerek ülkemizin küresel arenada öne çıkabilmesinde önemli bir rol oynuyoruz. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kümelenme Destek Programı kapsamında, 170 firma ve 22 araştırma merkezi desteğiyle kurulan İstanbul Sağlık Endüstri Kümelenmesi (İSEK) çerçevesinde açtığımız dört temiz oda ve İSEK üyesi RS Research firması ile ortak destekle kurulan bir temiz oda, buna örnek olarak verilebilir. Ayrıca Avrupa Birliği IPA Programı desteğiyle Boğaziçi Üniversitesi yürütücülüğünde “Yaşam Bilimleri KOBİ’lerinin Küresel Rekabetçiliğini Artırmaya Yönelik Ar-Ge Destek Laboratuvarları Projesi” kapsamında sekiz temiz odayı kampüsümüzde açıyoruz. Bu iş birliklerinin sayısını önümüzdeki dönemde de artırmayı planlıyoruz.

Öte yandan savunma sanayiinde nitelikli personellerin yetiştirilmesi, istihdama kazandırılmasını da çok önemsiyoruz. Bu kapsamda özellikle siber güvenlik alanında aranan uzman açığını kapatmak, geleceğin siber güvenlik uzmanlarını yetiştirmek için Teknopark İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni yakından destekliyoruz. Yine açacağımız siber güvenlik kuluçka merkezimizle de siber güvenlik alanında akademik bilginin, yenilikçi fikirlerin ürüne dönüştürülerek savunma sanayiimize katkı sunar hale gelmesine destek oluyoruz.

Savunma sanayii gibi kritik bir sektörde özellikle Ar-Ge mühendislerinin eğitimi de bizce çok kritik. Bu kapsamda Teknopark İstanbul olarak çeşitli eğitim kurumları ve şirketlerle organize ettiğimiz eğitimlerle savunma sanayiimizde nitelikli ve bilgili Ar-Ge personelinin yetişmesine katkıda bulunuyoruz.

TUSAŞ GENEL MÜDÜRÜ PROF. DR. TEMEL KOTİL: "TUSAŞ AKADEMİ ULUSLARARASI STANDARTLARDA EĞİTİM VERİYOR"

“Savunma sanayii ekosistemi içinde gençlerin ve genç mühendislerin çok önemli bir yerde durduğuna vurgu yapan TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Türkiye’nin beka projelerini ortaya koyan savunma sanayiinin daha gelişmesi ve ilerlemesi için daha çok genç mühendise ve dinamik zihinlere ihtiyaç olduğunu söylüyor.

TUSAŞ ailesinin en önemli bileşenlerinden birini mühendislerin oluşturduğunu belirten Kotil, bunun daha da ilerletilmesi için mühendislere yönelik geniş çaplı bir eğitim organizasyonu olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürüyor: “700’den fazla deneyimli şirket eğitmeni ile birlikte sahip olduğumuz TUSAŞ Akademi’de birçok alanda uluslararası standartlarda dersler veriliyor. TUSAŞ ailesine katılan her bir çalışma arkadaşımız, havacılık sektöründeki dinamiklere uygun olarak birikim ve yetkinliklerini artırmaya yönelik ortalama yaklaşık 160 ila 200 saatlik bir eğitim programına dahil oluyor. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen ve TUSAŞ çalışanlarına özel olarak yürütülen ‘Hava Aracı Yapıları ve Malzemeleri’ yüksek lisans programı kapsamında, İstanbul Teknik Üniversitesi öncülüğünde dünyanın seçkin üniversitelerden akademisyenlerin de katkı verdiği uluslararası iş birliği gerçekleştiriyoruz.

Tüm süreçlerde görev alan çalışma arkadaşlarımızın ‘yaşam boyu eğitim’ faaliyetlerine destek vermeye devam ediyoruz. Bu kapsamda ikincisini hizmete aldığımız Üretim Eğitim Merkezi’nde toplam 5 bin teknisyene iş başı ve teorik eğitim desteği sağlıyoruz. Böylece özgün projelerimizin üretim ve montaj faaliyetleri hakkında çalışma arkadaşlarımızın üretim yeteneklerini ve verimliliğini artırmayı hedefliyoruz. Daha önce üretim hatlarında detay parça üretim ve montaj eğitimlerini tamamlayan çalışma arkadaşlarımız, üretim hattının direkt içinde yer alan yeni eğitim merkezinde son teknoloji ile donatılmış makinelerde eğitimlerini pekiştirme imkânına sahip olacaklar.

Senin Kariyer Yolun (SKY) olarak isimlendirdiğimiz program ile iki farklı stajyer programını uyguluyoruz. SKY Discover’da genç yeteneklerimiz, dört hafta boyunca, havacılık ve uzay sektörüne yönelik tasarım, imalat, montaj, test ve entegrasyon faaliyetlerinin gerçekleştiği çalışma alanlarını yerinde görme ve büyük ölçekli kurumsal bir şirketin çalışma kültürü ile mühendislik nosyonunu keşfetme fırsatı yakalıyor. SKY Experience ise genç yeteneklerimize yönelik, mühendislik pratiği ve farkındalığı sağlayan deneyim odaklı uzun dönem stajyer mühendis programımız. Altı ay süren bu programda, profesyonel hayata hazırlanan gençlerimizin potansiyelini ortaya çıkartmayı hedefliyoruz.

ASELSAN GENEL MÜDÜRÜ PROF. DR. HALUK GÖRGÜN: "ASELSAN İÇİN GELİŞİM EN ÖNEMLİ DEĞERLERDEN BİRİ"

ASELSAN’da personelimizin bilgi birikiminin artmasına, becerilerinin ve yetkinliklerinin geliştirilmesine çok önem veriyoruz. Bu yüzden çeşitli seviyelerde eğitim programları oluşturduk.

ASELSAN’ın sahip olduğu teknolojideki yetkinliğimizi ve çalışanların tez çalışmalarının ASELSAN’a katma değerini artırmak üzere, dünyada ilk olan lisansüstü eğitim programımız ASELSAN Akademi’yi hayata geçirdik.

ASELSAN’ı dört ayrı üniversitenin (Gazi Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi) dış kampüsü haline getiren ve dördüncü nesil üniversite modeliyle oluşturulan ASELSAN Akademi, sanayi-üniversite iş birliğine önemli bir katkı sunuyor. ASELSAN yerleşkesi içinde yer alan akademi, projelere tez çalışmaları aracılığıyla yerinde katkı sağlıyor. ASELSAN çalışanlarının, uluslararası düzeyde yeni teknoloji ve araştırma alanlarını etkin şekilde takip etmesini, çalışmaların kalitesini ve sayısını artırmayı ve buna bağlı olarak araştırma altyapısını güçlendirmeyi hedefliyoruz. ASELSAN, ülkemiz savunma sanayiinin ihtiyacı olan nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine katkıda bulunmak amacıyla 2019 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile bir iş birliği protokolü imzaladı. Şu anda okulda 240 öğrenci öğrenim görüyor.

2020 yılında İlham Veren Liderler mottosuyla Liderlik Gelişim Okulu’nu açtık. İlk etapta ASELSAN yöneticilerinin liderlik yeteneklerini geliştireceği bu okul, yüksek potansiyelli diğer çalışanlarımızın katılımıyla büyüyecek ve savunma sanayii liderleri bu okuldan yetişecek.

Gelişimi en önemli değerlerinin arasında gören ASELSAN, çalışanlarının mesleki ve kişisel gelişimlerine destek olmak amacıyla 2019 yılı sonunda öğrenme yönetim sistemi A-Bilge’yi kullanıma açtı. Pandemi döneminde çalışanlarına destek olmak ve gelişimlerini devam ettirmek amacıyla çok sayıda zengin dijital eğitim içeriğini A-Bilge platformu üzerinden çalışanlarına sundu. Çalışanlarımızın her ortamdan erişebildiği dijital eğitim içeriklerinin sayısı ve niteliği, her geçen gün artmakta ve bu sayede savunma sanayiine olan katkımız daha da gelişmektedir.

SAHA İSTANBUL GENEL SEKRETERİ İLHAMİ KELEŞ: "SEKTÖRÜN NİTELİKLİ İŞ GÜCÜNE İHTİYACI VAR"

SAHA İstanbul bünyesinde 13 üniversite ve üç de üniversiteye bağlı kurum bulunuyor. Bu kurumlarla gerçekleştirdiğimiz üniversite-sanayi protokolleri; projeler, laboratuvar imkanlarından firmalarımızın faydalanması, Ar-Ge, yüksek lisans, doktora programları, meslek içi eğitim-öğretim faaliyetleri, sertifikasyon eğitimleri, kurum yerleşkelerinin tesislerinden SAHA’nın faydalanması, kariyer günleri ve staj planlamalarını da içeren geniş içerikli iş birliğini kapsamaktadır. Mevcut kabiliyetlerin geliştirilmesi, Ar-Ge’nin ürünleştirilmesi ve yeni mühendislerin oluşması için iş birliği protokollerimize devam etmekteyiz.

SAHA İstanbul’un ana yüklenici firmalara çözüm ortağı üretme çalışmalarının temelinde sistematik ve akademik bir yaklaşım esas alınmıştır. Bu noktada üyemiz ve paydaşımız olan eğitim kurumları ve üniversitelerden istifade etmekteyiz. Yüzde 100 yerli ve milli anlayışımızı bu iş birlikleri ile daha da uygulanabilir kılmaya çalışmaktayız. Savunma, havacılık ve uzay ekosisteminde faaliyet gösteren üyelerimizin ihtiyaç duyduğu mesleki, farkındalık ve sertifikalı eğitimleri onlar için organize ederek daha nitelikli işler yapmalarını sağlamaya çalışmaktayız. Ayrıca savunma sanayiine nitelikli yöneticiler yetiştirmek için SAHA Akademi adı altında eğitim verecek olan MBA programlarımızı faaliyete koyduk. SAHA MBA, SAHA İstanbul ve TÜBİTAK TÜSSİDE iş birliğinde kuruldu. İstanbul, Ankara ve Gaziantep'te açtığımız merkezlerde orta ve üst düzey yöneticilere yönelik eğitimlerimiz devam ediyor. SAHA MBA vizyon olarak; savunma sektörüne yönelik eğitimde, bir dünya markası olarak en iyi ilk 10 eğitim kuruluşundan biri olmayı amaçlamaktadır. SAHA Akademi bünyesinde meslek içi eğitim sayılabilecek spesifik teknik eğitimler üyelerimize ücretsiz olarak verilmeye devam etmektedir.

Salgınla beraber sektörel eğitim ve network çalışmalarımızı dijitale taşıdık; webinarlar düzenleyerek, üyelerimize yeni yetenekler kazandırdık. Çevrim içi eğitimlerimize üyelerimizden de destek geldi, bu doğrultuda sektörel eğitimlerimizi artırmaya devam ediyoruz. Bunun yanında, SAHA MBA, eğitimlerine karma bir şekilde devam etti. SAHA İstanbul olarak, düzenlediğimiz ve katıldığımız çeşitli etkinliklerde öğrencilerle bir araya gelip onlara sektör hakkında bilgilendirmeler yapıyoruz. Sektörün nitelikli iş gücüne ihtiyacı var ve bu ihtiyacı bütüncül olarak ele almak, sektörümüzü çok daha hızlı bir şekilde ileriye taşıyacaktır. Ülkemize nitelikli insan yönünde katkı sağlamak adına Temel Bilimler Üniversitesi kurmaya çalışıyoruz.

ESKİŞEHİR TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MALZEME BİLİMİ VE MÜHENDİSLİĞİ DR. HÜSEYİN BOĞAÇ POYRAZ: "BEYİN GÖÇÜNÜ BEYİN GÜCÜNE ÇEVİRMEYE YÖNELİK ADIMLAR ATILMALI"

Yerlilik oranının gün geçtikçe artması Türk savunma sanayiinin dışa bağımlılığının azalmasına ve yüksek teknoloji gerektiren ürünlerin ülkemizde de üretilebilmesine olanak sağlamaktadır. Bu sebeple ülkemiz savunma sanayiinde daha katma değerli üretim adına Ar-Ge projelerine, akademik çalışmalara ve üniversite-sanayi iş birliklerine olan ihtiyaç artmıştır. Son yıllarda artan iş birliklerinin gerek akademi gerek sektör için olumlu katkıları olmaya başladı. Akademinin projelerde lisans ve lisansüstü öğrencilere yer vererek çalışmalar yapması gelecekte sektör ve akademide çalışacak kalifiye elemanlar yetişmesine, bu sayede de hedeflenen yerlilik seviyelerine katkı sağlamaktadır.

Diğer yandan Türkiye son yıllarda bir “beyin göçü” sorunu yaşamaktadır. Nitelikli insan gücü özellikle yüksek teknoloji ile çalışan savunma sanayii için büyük önem taşımaktadır. Beyin göçü yüzünden savunma sanayiinin gelişimi için gerekli yüksek nitelikli insan kaynağından yoksun kalınmaktadır ve ayrıca bu kişiler için harcanan tüm yatırımlar da boşa gitmektedir. Bu konuda “tersine beyin göçü” gibi bir program ile bu akımı tersine çevirecek ve dünyanın dört bir yanında savunma sektöründe çalışan Türk yetenekleri ülkemize çekebilecek birtakım girişimlerde bulunulmalıdır. Türkiye’nin somut yol haritaları belirleyerek beyin göçünü beyin gücüne çevirmeye yönelik adımlar atması büyük önem taşımaktadır. Hızla değişen bilim ve teknolojiyi rakiplerinden önce üretime yansıtarak, ürünleri yüksek kalitede, hızlı ve az maliyetle piyasaya sürmek gerekir. Montaj ve üretimin yanı sıra kendi kreatif tasarımlarımızı da üretime geçirebilmeliyiz. Bunların hepsi ancak güçlü bir Ar-Ge ve nitelikli istihdam ile başarılır.

Savunma ve havacılık alanında Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri olan Eskişehir’de hem üniversite hem de kamu ve özel kuruluşlar nezdinde pek çok çalışma hayata geçirilmektedir. Şehirdeki savunma sanayii ve havacılık sektörü firmalarını bir araya getirmek, sektörün geleceğini daha ileri taşımak ve bu alandaki çalışmalara yön vermek amacıyla, üniversite olarak, “Eskişehir Havacılık Kümesi Derneği”ne akademik kadromuz ve altyapımız ile destek vermekteyiz. Ayrıca savunma sektörünü içinde barındıran bir öğrenci kulübümüz faaliyet göstermektedir. Akademik danışmanlığını yapmakta olduğum öğrenci kulübümüz Savunma Sanayii ve Teknolojileri Kulübü, kurulumundan bu yana savunma sanayiine olan ilgi ile birlikte öğrencilerin sektör hakkındaki bilgilerinin artırılmasına yönelik çeşitli etkinlikler yapmaktadır. Aynı zamanda üniversitemiz, savunma sanayiine yönelik çeşitli öğrenci projelerine de destek vermektedir. Yine savunma sanayii sektöründe kalifiye doktoralı eleman oluşturulmasına yönelik halihazırda TUSAŞ Motor Sanayii A.Ş. ile ortak faal bir TÜBİTAK 2244 projemiz bulunmaktadır.

İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ UÇAK MÜHENDİSLİĞİ PROF. DR. ONUR TUNÇER: "TEORİK BİLGİNİN PRATİĞE DÖNÜŞME İHTİMALİ ARTTIKÇA DAHA KALİFİYE MÜHENDİSLER YETİŞECEK"

Savunma sanayii doğası gereği beraberinde yüksek teknoloji gerektiren zor problemler içeriyor. Bu durumun, yerlilik oranının artmasında üstü örtülü ambargolardan daha önemli rolü olduğunu görüyorum. Tedarik bir şekilde zorlaştıkça varlığını idame ettirmeye çalışan şirketler daha çok bilginin kaynağına dönüyorlar ve akademik iş birlikleri de doğal olarak artıyor. Özellikle yüksek lisans ve doktora seviyesindeki çalışmaların sanayi ile eşgüdüm içerisinde yürütüldüğünde yenilikçi fikirler üretildiğini gözlemlemekteyiz. İstanbul Teknik Üniversitesi ise bu konuda her zaman öncü oldu ve bunu sürdüreceğinden şüphem yok.

Üniversite, öğrenciye mühendislik yaklaşımı ile çeşitli kabuller altında verilen problemi sistematik olarak çözüme kavuşturabilme ve bulduğu çözümden sonra başa dönüp yaptığı kabulleri sorgulayıp, çözümü doğrulayabilme yeteneği kazandırır. Burada kalıcılığı ve pekişmeyi sağlamak için aradan fazla zaman geçmeden uygulama da yapılması son derece faydalıdır. Artan iş birliklerinin teorik eğitimin yanına pratiğin de konulmasına katkıda bulunduğu yadsınamaz bir gerçek. Esas önemli olan ise öğrencilerin mezun olduklarında öğrendikleri teorik bilgiyi pratiğe dökebileceklerini bilmeleri, önlerinde gerçek örnekler ve rol modelleri görmeleri. Bu da öğrencilerin eğitimleri esnasında motivasyonlarını oldukça artıran bir faktör. Ayrıca bilhassa son yıllarda artan uzun dönemli staj olanaklarının da mühendislerin daha iyi yetişmelerine olumlu katkı yaptığını gözlemliyoruz.

Beyin göçünün azaltılması bilhassa yeni mezun mühendislere yüksek teknoloji alanlarında nitelikli istihdam olanaklarının oluşturulması ile ilgilidir. Start-up’lar dinamik yapıları ile burada rol alabilirler. Fakat start-up çok geniş bir kavram, o yüzden bunu daraltmak lazım. Teknoloji odaklı çalışan startup’ların desteklenmesinin bütün sektörlere yayılan etkisi olacaktır. Buna savunma ve havacılık sektörlerinde yapılacak nitelikli istihdam da elbette dahildir. Savunma sanayiindeki offset yükümlülüklerinin teknoloji odaklı girişimlere yatırım veya proje olarak kaydırılmasının beyin göçünün engellenmesinde olumlu etki edeceği görüşündeyim. Yeni yasal düzenlemelerin de bu konuda pozitif katkı yapacağını tahmin ediyorum.